Lazika Blog

Lazika'dan Sağlıklı Öneriler
GERİ DÖN Türk gibi çay içmek Türk gibi çay içmek

Türk gibi çay içmek

İş dünyasında gördüğümüzde canımızı sıkan, fakat bazen bir hayli eğlenceli olan istatistiksel veriler; dünyanın en çok tüketilen içeceklerinin sıralamasını ortaya koymuş. İçme suyundan sonra ,en çok tüketilen içeceği takdim edelim: Çay!

Çaydan sonra kahve. Çorba daha gerilerde. Sekizinci sırada kola yer alırken, portakal suyu onuncu sırada. Belki tam tahmin ettiğimiz gibi, belki şaşırtıcı. Ama Türkiye’nin herhangi bir semtinin herhangi bir apartmanında oturan ‘ğ’ ailesinin içecek alışkanlıklarını incelersek; -sıradışı bir aile değillerse- dünya genelinden çok da farklı olmadıklarını söyleyebiliriz.

Çayı çoğunlukla kendi ülkemize has sayıyoruz. Bu, kısmen doğru. Şüphesiz, her ülkenin çay ile farklı bir ilişkisi var. Bazı kültürlerde yüksek gelir gruplarının toplantılarında içilen bir içecek iken, pek çok kültürde tıpkı bizim kültürümüzde olduğu gibi muhabbeti koyulaştırdığına inanılan samimiyet ile özdeşleştirilen bir içecek.

Evet, belki çay bizim ülkemize has olmayabilir. Fakat; çay içme davranışlarımızda olduça bize has hareketler var. Kimisini neden yaptığımızın bir izahı yok. (İnsan psikolojisinin derinliklerinin incelemesinde muhtemelen bir açıklaması vardır.) Kimisi ise yüzümüzü gülümseten cinsten.

“Bir bardak daha istemiyorum.” Anlamında Bardağın Üzerine Yatırılmış Çay Kaşığı 

 

Kelimeleri anlamsız ve yorucu bulan bilge çay tiryakilerinin geliştirdiği pratik dil sayesinde “Bir bardak daha çay istemiyorum, teşekkürler.” cümlesine efor harcamaktan kurtuluyorsunuz ve de bir çay tiryakisi yeri geldiğinde; - çay istemek anlamında- hayali bir kaşık tutup çay karıştırma hareketi yaparak, pandomim sanatındaki meziyetlerini sergileyebiliyor. Şekersiz çay tüketiminin artması bu bize has güzel davranışı maalesef derinden etkilemekte. Şekersiz çay içenlerin acilen benzer bir davranış bulmaları güzel olmaz mıydı?

 

Çayı Bahane Etmek

Yapımız gereği duygularımızı ve niyetimizi ve karşı taraftan beklentilerimizi doğrudan açığa vurmayan, naif düşünen ve dolaylı yolu seçen bir milletiz.  Çay içmeyi teklif etmek; o anın içinde bulunan kimseye sorumluluk yüklemez. Aksine özgürleştirir. Bu teklifin ardındaki niyet; kişi söylemediği sürece aşırı bariz değildir. 

Bu cümleyi sayısızca kez kullanmakta özgürüz. Bazen de gerçekten, sadece bir çay içmek isteriz.

“Bir dakika, oturup beni bir dinler misin!” yerine “Bir çay içelim anlatacağım.” Demenin karşı taraf için de çok daha cazip olduğunu unutmayalım. (Eğer bir çaydan bahsediyorsak; üstü açık bir kum saatine benzeyen ince belli bardaktaki çay, çabuk biteceği için elimizi çabuk tutmamız gerek. )

 

Çay Dolduran Birisini Görünce Önündeki Çayı Kafaya Dikmek

İstemsizce yapılan, “Doldur be meyhaneci” havasındaki bu talepkar hareketin Japon Çay Seremonisi’nde yeri olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Çay dolduran kişi ufukta görünene kadar soğumaya unutulmuş çay, sahibinin elinin tersinde durur. Çayı tazelemekle sorumlu kişi tarifeli otobüs gibi ortaya belirli periyodlarla çıkar. O an dolduracak kişi çayı doldurdu doldurdu, doldurmadı bir sonraki ortalıkta belirişine kadar çayı kendi eforuyla almak zorunda olduğunu bilen çay sahibi çaresiz alelacele içer. Ya da mevcut çayını tazeleyen insanın bir taşla iki kuş vurmuş olmasını ister.

En kötü ihtimal : “Alabilirsiniz.” Beğenilmemiş olan çay, mahkemece suçlu bulunmuş gibi çayı getirene teslim edilir. Genelde yarıya kadar gelinmiştir. Zorlasa içecektir fakat içerse çayı beğenmiş gibi gözükeceğinden ötürü “Bir noktada midem kaldırmadı” seviyesinde bırakılmıştır. Sessiz bir protestodur, haykırıştır.

 

Güvenli Bir Liman

Daha önce gitmediğimiz, menüsünden haberdar olmadığımız bir mekan. Menü kitapçığı, ya daha masanın kendi olduğumuz ucuna uğramadı ya da gördüklerimizin fiyatlarından hoşlanmadık. Daha kötü bir senaryo ise birbirlerinin farklı varyasyonları olan kahve isimlerini telaffuz etme güçlüğü. İçimizden, ne işler açtım ben başıma, diye isyan ederken eski dostumuz çay menüden imdadımıza yetişiyor. Çay yani. Olduğu gibi. “Bir çay alayım.” Ne kadar ılımlı yerinde bir sipariş o öyle.

Not: Bu tip yerlerden şaşırtıcı şekilde berbat çaylar çıkabilir. Yine de ön yargılı olmamak gerek


Misafir Gidince Ortaya Çıkan Malum Çaydanlık

 İstatistiksel veri değil ama kuvvetle muhtemel, çoğu evde, misafir telaşından suyunun bittiği farkedilmemiş, sapı yanmış tipsiz bir çaydanlık bulunmaktadır. Bu çaydanlık gelen misafir ile olan ilişkideki samimiyetin dozuna göre ortaya çıkar. Misafir konfor alanımızdan uzaklaşmamıza sebep olan, zahmetli bir misafir ise tipsiz çaydanlık bir günah gibi saklanır. Yerine gıcır gıcır bir şey gelir. Daha sonra misafir uğurlandıktan sonra “Gittiler mi?” gibisine bir bakış ile tekrar ortaya çıkar. Atsan atılmaz satsan satılmaz bu çaydanlıktan oldukça iyi çay çıkar.

 

Eve Gelen Tesisatçıdan, Kız İstemeye Gelen Misafirlere Kadar Herkese Çay İkram Etmek

Yanlış anlamayın, diğer ülkelerde eve gelene çay ikram edilmediğini ima etmek istemiyoruz. Ama eve gelen pimapenci ustaya dahi, tam sırası mı şimdi adam iş yapıyor, denecek anda, elinde çay ile yetişen insanlarımızın parçası olduğu bir kültürden söz ediyoruz. Üstelik misafirlerin, önem sırası olarak farkları olsa da ikram edilen içeceğin yine çay olması detayı ise ayrı güzel.

Kültürümüzdeki en güzel şeylerden biri gelen kişiyi sevsek de sevmesek de; diğerinden ayırt etmeden çay ikram etmemiz. Bir bardak çay ikram etmek, nezaketten de öte; karşıdakinin halinden anlamaktır. Bu da Türk çay seremonisini en güzel çay seremonisi yapan şeylerden biridir.

 

Bir Acayip Renk Kartelası

Tavşan kanı çay tabirinin, ilk kimin tarafından kullanıldığı ve bu benzetmenin nereden aklına geldiği; en az ‘imamın abdest suyu gibi çay’ kadar merak konusu. Pantone renk enstitüsü tarafından acilen kadroya alınması gereken bu tabirlerin mucitleri, muhtemelen şu anda hayatta değillerdir. Bu muhteşem isimleri bilinçaltımıza hediye edip, sonraki kuşaklara izah etme güçlüğünü bize bırakarak göçüp gitmişlerdir.

Tavşan kanı- standart, ne az ne de çok demli çay. Makbul olan.

İmamın abdest suyu-  hem açık hem ılık çay.

Paşa çayı- açık çay ya da açık ve ılık çay.

Zift gibi çay- çok koyu çay.

 

Dünya’nın en çok çay içen ülkesi olarak böylesine kendine özgü olmamız haliyle doğal. Daha aklımıza gelmeyen niceleri vardır, kuşkusuz. Dileriz bazı maddeleri okurken “Aa, yanılıyorsunuz; bu Zambiya’da da böyle.” dememişsinizdir zira kendimize has olduğumuzu bilmekten çok keyif alıyoruz.


Rana@Lazika