Lazika Blog

Lazika'dan Sağlıklı Öneriler
GERİ DÖN Su ve çay Su ve çay

Su ve çay

Her hanehalkının, icat ettiği ve geliştirdiği, lezzeti ile övündüğü, hatta dost sohbetlerinde tavsiye ettiği bir çay demleme yönteminin olması misafirliğin en keyifli taraflarındandır. Çayın kendine has lezzeti de, daha sonra ev ile ilgili yapılan çağrışımlardan biri olacaktır. İyi demlenmiş bir çay, sohbetten alınan keyfi arttırıp, kusurları örtecektir.

Çay yapraklarının kalitesi kadar, demlendiği su da bu noktada önem kazanmakta. Satın aldığınız çay her ne kadar üretim yönünden makbul, kaliteli bir çay olsa da, kullanacağınız su işleri değiştirecektir.

Bir bardak çay nihayetinde 98% oranında sudan oluşmakta. Suyun önemi bu durumda yadsınamaz. Sert suyun sahip olduğu yüksek miktardaki kalsiyum, çayın içindeki teaflavin ve kafein miktarlarını düşürecektir. Dolayısıyla çayı, çay yapan kompozisyondaki değişim, mükemmel bir çaydan daha fazla uzaklaşılmasına sebebiyet verecektir.

Suyun serti olur mu? Evet olur. İçindeki minerallerin çeşit ve miktarı ile ph seviyesi suyun sertliğini belirler. Bu iyonlar kalsiyum ve magnezyumdur temel olarak. Dünyamızda suyun sertliğinin ölçü birimi TDS olarak belirlenmiş. Peki TDS ne demek?  TDS, İngilizce bir kelime. Açık hali "Total Dissolved Solids" yani toplam çözünmüş katı madde miktarıdır.  Eğer bu değer  120-180 arası ise suyumuz sert demektir. 

Çayın üstünde oluşan istenmeyen köpük ise kalsiyum karbonatın, oksidasyona uğramış organik bileşenleri tetiklemesinin bir sonucudur. Köpüklü çay, çayda istenmeyen durumlardan biri olduğu için, çay demlenirken sert su kullanılmasından kaçınılmalıdır.

Dolayısıyla, az miktarda magnezyum ve kalsiyum içeren sular da yumuşak su olacaktır.
Fakat, günde üç defa çay demlenilen bir evdeyseniz, sürekli damacanadan veya pet şişeden su kullanmak ciddi bir maliyet getirecektir ve musluk suyuna yönelmeniz daha olasıdır. Bölgeden bölgeye tadı farklılık gösteren musluk suyu hala pek çok evde çay demlemede tercih edilmektedir.


Suyun tadından ve kokusundan içerisindeki bazı maddelerle ilgili çıkarımlar yapabiliriz.

Hafif tuzlu tat - sodyum klorür varlığına işaret eder veya kimyasal olarak yumuşatılmış suyun kanıtı olabilir.

Çamaşır suyu benzeri koku - Suyu sterilize etmek için kullanılan klordan kaynaklıdır. Çürük yumurta kokusu Su kaynağında kükürt olduğu anlamına gelir.

Damacanadan ve pet şişeden demlenilen su ise uzmanlar tarafından sağlık açısından önerilmiyor. Musluktan akan suyun minerallerinden, arıtma sistemi ile ayrılmasıyla elde edilecek su ( şehir hayatında) çay demlemek için kullanılabilecek ideal sudur. Kalsiyum ve magnezyumun sağlığımız açısından önemi her ne kadar büyük olsa da çayın içindeki bileşiklerle etkileşime girmesi sebebiyle, çay için kullanılan demleme suyunun içerisinde olmaması, daha güzel bir çay elde etmemize yardımcı olacaktır. 

Daha önceden kaynamış suyu, çaydanlığın alt ve üst kısmından birkaç defa birbirlerine aktararak suyun hava ile temasını arttırmak ,çayın kaynama işlemi sırasında kaybettiği oksijeni geri kazandırmak açısından faydalı bir işlemdir. Özellikle daha yüksek seviyeden suyu dökmek daha etkili olacaktır.

Çay demlemek için şişe su tercih edenler için bir bilgi; çayın ph seviyesi 5.5 civarında olacağı için, ph oranı 7’e yakın değerlerde bir su tercih edilmesinde yarar var. (pH değerlerine göre sırası ile 0-7 asidik,7 nötr,7-14 bazik olarak kabul görmektedir.)

Ek bir bilgi daha:

Çay içmek elbette keyif işidir, bilimsel terimler ve kurallar, dünyanın en keyifli işinin bile tadını kaçırabilir. Alp dağlarından erittiğiniz kar ile çay demleseniz bile, kurallardan kaçan keyfiniz çayın ph seviyesini sizin için 1e indirecektir.

Okuduklarınız ve kendi usülünüzü harmanlamanız en güzeli olacaktır. Herkesin kendine ait bir tarzı olduğunu gözlemlemek de yaptığımız işin en keyifli yanlarından birisi

Keyifli haftalar 


Rana@lazika