Lazika Blog

Lazika'dan Sağlıklı Öneriler
GERİ DÖN Söğüt. Kısmet çiçeği. Söğüt. Kısmet çiçeği.

Söğüt. Kısmet çiçeği.

Haftanın blogunun konusu ile ilgili yaşanılan bir dolu kararsızlıklar sonucunda Pinterest’te karşılaştığımız bir söz bu yazının kaderini değiştiriyor. ”Be like the willow. Easy to bend but not easy to break”. Yani şu; “Söğüt ağacı gibi ol. Kolay bükülebilir ama kolay kırılmayan.”

Bu söz ile dünya çapında en çok kullanılan ilaçlardan birisi olan aspirinin söğütten yapılmış olduğu gerçeğine de mecazi bir atıfta bulunabiliriz. Seni öldüremeyen baş ağrısı bükebilir gibi garip bir anlam elbette kastedilmiyor.

Söğüt gibi olmak koşullara uyum sağlayan esnek bir yapıya sahip olmak, bununla birlikte öğrenmeye her yaşta açık olmak demektir. “Ağaç yaşken eğilir.” atasözünü duymuşsunuzdur. Çoğu ağaç yaşken eğilir. Fakat söğüt için geçerli değildir. İnsanların küçük yaşlarda yeni fikirlere, öğrenmeye, hatalarını düzeltmeye daha açık olduğunu ifade eden bu atasözü oldukça haklıdır. Yaşı büyük insanlara yeni bir düşünceyi kabul ettirmek oldukça zordur. Bir çocuğa hatasını farkettirebilmek ve hata yaptığını kabul ettirebilmek kolaydır. Fakat büyük ve gururlu insanların bazen hata yapmış olduğunu kabullenmemek için peşine hata üstüne hata ekledikleri bir hatalar silsilesinin içine düştüğünü gözlemleriz.

Söğüt her yaşta eleştiriye, nasihata ve yeni görüşlere açık bir insanı temsil eder. Büyük ve dimdik duran ağaçlar devrilir. Yerlerini boşluk alır, daha sonra yeni fidanlar çıkar devrildiği yerden ve devrilen ağaç unutulur gider. Koşullara adapte olabilen, eğilen bükülen söğüt ise olduğu yerden devrilenleri izler.

Söğüt ağacının tek misyonu metafor olmaktan ibaret değildir. Felsefi, kimyasal, tıbbi pek çok misyonu vardır. Söğüt ağacındaki ham maddelerle aspirinin yapıldığını duymuşsunuzdur belki... Aspirinin yolculuğunun mağaralardan, en modern havalimanlarındaki eczanelere geldiğini hayal etmek epey eğlenceli. Hatta söğütün Apollo uzay araçlarında Ay’a ve uzaya gittiğini de eklemeden geçmeyelim. (Astronotların envanterinde aspirin de varmış.)

Söğütten yapılan aspirin tabletleri, Güney Amerikada 1970li yıllarda gerçekleşen hiperenflasyon zamanında paranın değeri çok düştüğü için para yerine kullanılmış. Bu da bir başka ilginç bilgi.

Ortaçağ’da söğütün deva veren özelliklerini uzun bir zaman unutan Avrupalılar ilaç niyetine kınakına ağacınının kabuğunu Peru’dan getirtirlermiş. Napolyon’un uyguladığı ambargo sonrasında kınakına ağacının ithalatına vurulan öldürücü vuruş ile söğüt ağacı kabuğu tıpkı eski günlerdeki gibi ilaç olarak kullanılmaya başlanmış. Eski günler derken binlerce yıl öncesine kadar gidebiliriz. Söğüt ağacının kullanımı; Mezopotamya tabletlerinde, Mısır papiruslarında, Hipocrates’in eserlerinde gösterilmiş. Aspirini tabiiki günümüzdeki şık, tablet haliyle kullandıklarını söyleyemeyiz. Ağacın kabuğunu çiğneyerek aspirin etkisini elde ettikleri kayıtlarda yer almış. Bir süre sonra da kazanlarda kaynatmaya başlamışlar.

Söğüdün şifa niyetine kullanımı sadece ağrı kesici veya sıtma tedavisiyle sınırlı kalmamış. Bach çiçekleri tedavisinde söğütün yaydığı titreşimlerle çeşitli psikolojik rahatsızlıkların iyileştirilebileceği fikri araştırmalar ile ortaya atılmış.  Doktor Bach; depresyona bağlı ataklar, panik, şok, zihinsel uyuşma gibi acil durumlar için çeşitli ilaçlar geliştirmiş. Fiziksel müdahale niteliğindeki bu ilaçların kalıcı bir tedavi olup olmadığını söyleyebilmek için maalesef yeterli bilgiye sahip değiliz. Ancak Bach çiçekleri günümüz alternatif tıbbında yer almaktadır. Bu güne kadar geçerliliğini koruyan bir tedavi yöntemi olması, başarılı olduğunun göstergesi olabilir mi? Neden olmasın?

Bach çiçekleri tedavisinde söğütün yaydığı titreşimler ile kendine acıma duygusu ve ona bağlı üzüntü ataklarının önüne geçilmeye çalışılmış.

Yaydığı titreşimlerin kullanıldığı tedavi ile söğüt ağacı gibi bir insan olmak için gereken kişisel özelliklerin birbirini tamamlayıcı unsurları içermesi de tevafuk olmuş doğrusu.

Kültürel tarihimizde ve insanlığın evrensel tarihinde söğüt; gölgesine sığınılacak, koruyup kollayıcı bir ağaç görevi üstlenmiş. Bulunduğu yere obalar ve çadırlar kurulmuş. Bedensel ve ruhsal sıkıntılarda  gölgesine sığınılmış.

Söğüt ağacı insanlığın en eski zamanına şahitlik etmiş, her türlü kullanım için kendini sunmuş harika bir ağaç. Buna rağmen onu değerli bir madenden çıkarmıyoruz veya onu bulabilmek için  kilometrelerce yükseklikteki bir dağa tırmanmıyoruz. Muhtemelen sadece önümüze bakarak dalgın dalgın yürürken yanından geçtiğimiz söğüt ağaçlarına dikkat etmiyoruz bile.

Pek çok şifası bulunan söğüt ağacının faydalarını buraya sığdırabilmemiz mümkün değil.

Söğütten Lazika olarak nasıl faydalanabiliriz diye düşündük durduk. Sizlere aspirin yapmaya karar vermedik tabii. Yeni harmanlarımızda söğüte yer vereceğimizin haberini bu blog ile duyurmuş olmak istedik. Eğer sıkılmadan buraya kadar okuduysanız bilin ki benzer konulara karşı aynı heyecanı paylaşıyoruz.

Rana@Lazika