Lazika Blog

Lazika'dan Sağlıklı Öneriler
GERİ DÖN Semaver'in tarihçesi ! Çay demleme kültürü Semaver'in tarihçesi ! Çay demleme kültürü

Semaver'in tarihçesi ! Çay demleme kültürü

Bardakları Getirin Semaver Sohbetine Katılın

Pikniğe gitmişken semaveri de götürmemek olmaz… Semaveri ortaya koyup kömür kokusunu hissederek içeceksin ki çayı bir anlamı olsun, demiş büyüklerimiz.

Hele bir de, daha siz ne olduğunu anlamadan mangalı yakmış; semaverin başında belirmiş olan olağanüstü yetenekli bir dayınız var ise işte o zaman semaver kültürünü az çok anlamışsınızdır. (Bu dayı veya aile büyüğü tek başına bir bistro kadrosuna bedeldir bu arada.)

 “Kafamda deli sorular; Lazika blogda çılgın cevaplar var.” diyerek hikâyemize başlıyorum. Semaver kimin eseri, neden semaver? Rusçadan gelen ‘Sama’ ve ‘Varit’ kelimelerinin birleşmesi ile literatüre geçmiş olan ‘Semaver’ kelimesi “kendi kendine kaynamak” anlamına gelirmiş. Samo, kendi kendine anlamı taşırken; varit kelimesi de kaynamak anlamına geliyor.

Bir çay tiryakisi için manidar bir kelime.

“Her işi kendim yaparım sen bana iyi çay ver yeter ki.”

 Semaverlerin Genel Yapısı

 Semaver türleri kullanılan materyal, işçilik, zevkler doğrultusunda çeşitliğe sahipler. Ama sonuç olarak hepsi aynı teknik özelliklere sahip.

 ‘’Çay var mı çay?’’

 Tüm semaverlerin temelinde 4 ayak var. Bu temel, sıcaklığın semaveri koyulduğu yere zarar vermesini engeller. Bu detay masasına bardağı bile altsız koymayan annelerimiz için çok önemlidir.

Semaverin boynu üst kısımda bulunur, şüphesiz. Boyun yerine ‘’şeyka’’ dersek tam ismini kullanmış olabiliriz. Boyun kısmı çayın demlenirken en önemli ihtiyaç olan ateşi sağlamak için gerekli mekanik yapıyı oluşturur.

Boyundan aşağıya inersek kazan ile karşılaşırız. Kazan, hem içeresinde odunların olup ateşi sağlayan bir boru nam-ı değer truba, hem de suyumuzu kaynatıp iyi çay içmemizi sağlayan bölmesiyle karşımıza çıkıyor.

Gözlerimizi kazandan ayırmayalım, ve evet karşınızda ‘’kran’’.. Nedir bu kran? Bildiğimiz musluk efendim. Kendileri 3 parçadan oluşurlar. Repeyok, sap ve vetka.. Bunlar ne böyle dediğinizi duydum, inanın hepsi birbirinden kolay, birbirinden işlevli 3 parça. Valf, bir akışkanın dışarı çıkıp çıkmayacağını, sapın sözüne göre ayarlayan bir parçamızdır. Böylelikle vanamızı çevirdiğimizde sapımızı da döndürürüz ve valf bizler için açık hale gelerek demimize suyumuzu, bizlere de lezzeti vermiş olur.

Kazan kapağı, hassas ciltlerin bir numaralı dostu olarak bizi yakmamak adına iki küçük, şirin bir tutamağa sahip. Bu iki tutamağın ismini söylemeden duramayacağım, ‘’şişki’’ yani çam kozalakları anlamına gelmektedir.

 Az çok yapısını anladıysak, biraz da semaverin ne ile yapıldığı konusuna değinelim.

Bakır, saç ve pirinçten yapılan semaver çeşitleriyle günümüzde halen ulaşmak ve kendi seyyar çay ocağınızı kurma zevkine erişmek mümkün.

Samsun’un Vezirköprü ilçesinde yaşayan semaver ustası, bu işe gönül vermiş, 77 yaşındaki Ömer Ustamızın (kendisi Türkiye’de levhalardan çekiçle şekil veren tek usta) kıymetli torunu Furkan aracılığı ile sohbet ettik biraz. Bu işin raconu nedir, en iyi semaver hangi semaverdir? 

Ömer Ustamız 9 yaşında kalaycı ve bakırcı çıraklığına başlamış. Ömer ustanın babası, Ömer ustaya, ustasının elini öptürmüş, kemiği benim eti senin ustam, çocuk benim değil senin,  buna da bu sanatı öğret demiş.

Gel zaman git zaman,  bakır kaplar; kalayın pahalı olması, kalaycı ustalarının azalması, krom çelik, cam, porselen, metal alüminyum gibi emsallerin ortaya çıkmasıyla da mutfaklardan kalktı. Bunun sonucu olarak da kalaycılık ve bakırcılık geri planda kaldı.  Ancak Ömer Usta, kalaycılık ve bakırcılık işinin duraksadığı bu zamanda insanların daha keyifli ve lezzetli çay içmelerini sağlamak üzere ‘’En iyi çay bakır semaverde olur.’’  duygusu ve gerçeğinden hareketle halen semaver yapmaya devam ediyor.

Bakır semaverde yapılan çayın kanı çok çabuk kaynar, bir o kadar da uzun soluklu olurmuş. Bakır semaverlerde suyun ortadan ısınmaya başlaması çaydanlığın aksine, hem suda haşlama yapmazmış hem de daha yumuşak bir içim sağlarmış. Aynı zamanda solunum yollarını açmada daha bir etkisi olduğu da söyleniyor.

Kendilerine buradan teşekkürlerimizi iletiyoruz.

‘’Semaverler çayı uzun süre sıcak tutma özelliğine sahiptir. Bu sebeptendir ki semaver varsa sohbet uzun olur.’’

 Semaverin Tarihçesi

 Romalılar semavere çok benzer Autepsa adında suyu ısıtan kaplar icat ettiler. Biliyorum şuan kanınız kaynamaya başladı ve ikinci bardağı koydunuz bile. Nedir bu semaver sorusunu incitmeden kısaca nedir bu Autepsa diyelim. Autsepsa da aynı semaver gibi kendi kendine kaynama anlamını taşıyor. Autepsa’nın en önemli özelliği musluğunun olmamasıydı.  Romalı saygın insanların masasından eksik olmaz aynı zamanda bunu biraz da dekor olarak kullanıp zenginliklerini gösterirlerdi.

 18.yy başlarında Rusya’nın soğuk havalarında çay içmeyi daha da keyifli hale getirmek için semaver icat edilmiştir. Bazı efsaneler Peter I tarafından getirildiğini söylese de biz belgelere bakarız abi diyerek Tula sanayicisi Demidov’un bu yapıda ilk adımı attığını görebiliriz. Bu nedenle Tula, Rus semaverlerinin başlangıç yeri olarak söylenebilir.

 Birçok kültürde gittiğin bir evde semaver varsa bil ki orada sohbet eksik olmaz anlayışı vardır. Bir zaman gelmiş ki artık semaver arkadaşlık ve sohbetin temel kavramı haline gelmiş.

Geçtiğimiz yirmi yılda sosyal medyada paraşütle okey oynayanından tut, denizin ortasında şişme yatakta çay içmenin hepsi tek bir olguya işaret ediyor : “Temalar “. Semaver türleri de aslında bu birbirinden farklı temaların bir parçası. Tula’nın başlattığı hikâye,  semaverlerin birbirinden farklı hikâyeleri ile Kasimov’da (Rusya’da bir şehir) müzede sergilenmektedir. Geçmişin derinliklerinden gelen semaver kültürü ve zanaatkârlık bu müzede korunmaktadır.

  ‘’Bir semaver bin muhabbet.’’

 Sağlıcakla kalın, yeni yazılarda görüşmek üzere Lazikaseverler.

Zeynep@Lazika

 

 - Fotograf: Voronzov yapımı  19.yuzyıl üretimi bir semaver