Lazika Blog

Lazika'dan Sağlıklı Öneriler
GERİ DÖN Poşet çaylar. Nereden nereye...? Poşet çaylar. Nereden nereye...?

Poşet çaylar. Nereden nereye...?

“Poşet çaylara karşı bu savaşın demlik safındayım.”, “Her şeyi salla ama çayı demle.” demiş olan has çay tiryakilerinin, koşullar gereği günün birinde, eş dost kimse görmüyorken, sallama çay içmek zorunda kaldıkları anı farz edelim. Olur bu, hangimiz asla yapmam etmem derken, o işin ortasında bulmadık ki kendimizi. Çayı salladınız diyelim, siz artık bir çay düşmanı değilsiniz. Yani en azından Lazika çayın sallaması için geçerli değil bu.

Bu yazımıda size biraz çay torbalarından bahsetmek istiyoruz. Tamam siz sallama çay tercih etmiyorsunuz ama olur da bir gün tercihleriniz değişti. Değişen tek şey tercihleriniz değil ayrıca. İnanmayacaksınız ama sallayıp geçilen çayın poşetinin bile bir kalite sınıfı var. Sıfır atık projeleri, sürdürülebilir dünya, sosyal sorumlu yatırımlar, firmalar artık bambaşka bir yöne gidiyorlar. Gelgelelim bizim konumuz çay. Sallama çayın sıkıştırıldığı poşet ile ilgili sizi kısa ve bilgilendirici bir eğitimden geçirmeye karar verdik.

1908 yılında, niyeti her çay gibi suda açılıp saçılıp kendini bırakarak demlenme görevini yerine getirmek olan bir grup çay yaprağı, Thomas Sullivan adlı tüccarın maliyet düşürmek adına uyguladığı taktiğin yanlış anlaşılması sonucunda, Frankenstein deneyi misali sallama çay olarak dünyaya gözlerini açmıştır.


Minik ipek poşetlerde yollanılan çaylar, torbaların ucundan kesilip demliğe aktarılması gerekilirken, yanlış anlaşılıp olduğu gibi torbasıyla demlenmiştir. Aslında çoğu faydalı şey de bir şekilde yanlışlıkla ortaya çıkmaz mı zaten?

Fikir çayın demlenmesinin zaman ve emek gerektirdiğini savunanlarının çok hoşuna gitmemiş dahi olsa, pratikliği karşısında çok ilgi görmüş ve yaygınlaşmıştır.  Ancak iş burada bitmiyor. Bu çay yapraklarıı şu anda ipek keselerin içinde değil. Maalesef ipek günümüzde çok daha kıymetli. Çayın özünün kendisini suya bırakış hızının kalitesinden bir şey eksiltmeyerek arttırılması, infüzyon sırasında poşet materyalinin, çayın lezzetinin önüne geçmesinin engellenmesi çok önemli.

Filtre kağıt en bilinen ve en düşük maliyetli sallama çay poşeti materyallerinden biridir. Opak olmasından dolayı, çayın kalitesini tam olarak görmeniz, poşeti yırtıp çayı etrafa saçmadan, mümkün değildir. Genelde bu çayda içilen şey, kaliteli yapraklar toplandıktan sonra kalan artanlardır. Yani bu noktada sallama çay, kalitesizliğin suçlusu değildir, yalnızca kalitesizliği görüntü olarak gizler.

Müslin çay poşetlerine gelirsek, bitki çayı sevenlerin gözdesidir. Çayı bozmaz, dayanıklıdır, güzel tatları muhafaza eder. Doğal olarak da maliyetlidir. Bu da elbette fiyata yansıyacaktır.

Görünüş itibari ile ipeksi olarak nitelendirilen çay poşetlerine gelirsek eğer, plastikten yapılmış olup, bu plastiklerin bazıları gıda sınıfı naylon veya polietilen tereftalattır. (PET) ancak erime noktaları ~ 250 ° C'dir ve genellikle sağlığa zararlı olarak kabul edilmezler. Fakat Atlantik'te, bu plastiklerin moleküllerinin daha düşük bir sıcaklıkta (~ 76 ° C) parçalanmaya başlayarak poşetlerin toksinlerinin dışarı atılmaya başlandığı gözlemlenmiştir.

İpeksi çay poşeti, çayın kalitesini gözler önüne sermesi bakımından aranılan bir detaydır. Ancak polietilen tereftalat (PET) olmadan ipeksi çay poşeti olmaz mı? Olur tabii.

Polylactic acid (PLA),  gerçekten gelecekte adını çok fazla duyacağımız bir şey, biopolimerlerden biri. Hatta plastiğin yerini alır, biz demiştik deriz sonra.. PET plastikteki sağlık sorunlarını içermez, bu polimer mısır koçanından elde edilir. Dediğimiz gibi biopolimerler artık hayatımızda daha sık yer alacak. Başka biopolimerler de var ama bizim favorimiz PLA (iş gereği). Mısır koçanından elde edildiği için “biocompostable” bir materyaldir. Bu materyal ile ilgili her yeni bilgi onu daha da sevmenizi sağlayacak, misal, biocompostable materyal parçalanmaya başladığında, içerdiği değerli besin maddelerini toprağa ağaçlara doğaya geri kazandıracak.

Peki her şey materyal mi? Çay poşetinin şeklinin bir önemi yok mu?

Olmaz olur mu? Fizik kanunlarına aykırı bir defa. Yok artık demeyin, bu işin ciddiyetini çay salladıkça anlayacaksınız. Dünyanın dört bir yanına seyahat edin, toplayabildiğiniz kadar farklı markada sallama çay toplayın, hepsini sallayın, hatta o kadar çok sallama çay alın ki, eşiniz dostunuzdan yardım almak zorunda kalın, herkes işin ucundan tutsun, yırtıp atıp sallayın sonra tekrar tekrar. Tüm markaları denediniz sonunda, artık evde çalışan, tam zamanlı bir çay uzmanı oldunuz. Yaşadığınız aydınlanmadan sonra baktınız ki her sallama çay da bir annenin evladı gibi, birbirinden farklı bireyler. Dikdörtgen olan eski geleneklerini seviyor ama yeni şeylere de kapalı değil, sade bir hayatı tercih ediyor, iddiacılıktan pek hoşlanmıyor, yuvarlak hatlara sahip olan ise önemli olanın iç güzellik olduğunu savunur gibi eciş bücüş takılmayı seviyor, sempatik olduğu kadar bir o kadar da etrafı batırmaya meraklı. Piramit olan ise tam bir görev adamı, şeklinin avantajını kullanarak faydalı olan her şeyi vermeye hazır, fedakar ve yardımsever birisi. Onunla işe bitene kızmıyor ve kolayca kabulleniyor emekliliğini. İçindeki sıcak suyu etrafı yakmadan tek bir noktadan nazikçe dışarı veriyor.Gerçekten piramit şekli, çay severlere bir lütuf olarak bahşedilmiş.


 Sallama çay poşetleri ile ilgili bilgilerimizi kısaca paylaşmak istedim. Artık ayıp olmasın diye sallama çaya şöyle bir şans vermenizi umuyoruz, ne de olsa kendisini yakından tanıyorsunuz. 


Rana@Lazika