Lazika Blog

Lazika'dan Sağlıklı Öneriler
GERİ DÖN Nağme Mahmutoğlu ile Hisli Bir Söyleşi Nağme Mahmutoğlu ile Hisli Bir Söyleşi

Nağme Mahmutoğlu ile Hisli Bir Söyleşi

Çayın kalabalıkla arası iyidir, çay muhabbeti sever. Çay dostlukları başlatır; çay, hikayenin devamını yazan kalemin mürekkebi olur. Çayda çok şey bulduğumuz doğru; çünkü içilen her çayın bir hikayesi vardır. Masada yarım kalanın bile.

Bugün masada yarım kalmayan bir dostluğun hikayesini sizlere anlatmak istiyoruz. Aslında bu aynı zamanda bir Hisli Harman hikayesi.

Hisli Harman serisinin kapak tasarımcısı Nağme Mahmutoğlu ile keyifli bir muhabbet ediyoruz.

 

Nağme hoş geldin. Bizi çok mutlu ettin. Biz seni tanıyorduk tabii, uzun zamandır da Lazika dostusun. Şimdi bu dostluk acayip güzel bir yerlere gitti bizim açımızdan da. Seni misafir etmekten çok keyif alıyoruz. Biz bugün Nağme ile, Nağme’nin Yolculuğunu konuşacağız aslında ve Nağme’nin o yolculuğu bizim Hisli Harmanımızla nasıl kesişti onu konuşacağız. Nasıl çizmeye başladın? Bizim hisli harmanımızı nasıl bu kadar iyi anladın?  Lazika’nın yapmak istediği şeyi böylesine iyi anladın ve bizi alıp sürükledin?

 

Lazikayı aslında hakikaten güzel çayları ile tanıdım ilk önce. Sonra güzel bir Ultra Kaçkar Maratonu maceramız oldu. Lazika’yı biraz daha yakından tanımış oldum. Emre’yi. Yapmak istediklerini. Çaya yeni bir soluk katma isteğini. İnsanların duygularını, gezdiği yerleri, hissettiklerini anlatmayı seviyorum. Nasıl anlatmayı seviyorum? Bu bazen bir yazı olabiliyor. Bazen bir fotoğraf olabiliyor. Çocukluğumdan beri de sevdiğim şeylerden bir tanesi çizmek. Arada bir yılda bir; bir yerlere gidip geldikten sonra bu anıları derleyip topluyorum. Bir seferinde oturdum. Aradan 2 yıl geçmiş olmasına rağmen, Kaçkar Ultra Maraton’unu ve Çayeli’ni, birlikte Çinçiva’da gezdiğimiz yerleri, Şenyuva köyünü çizdim.

 

 

Biz Kaçkar Ultra Maratonu’nda beraberdik. Döndükten 2 yıl sonra böyle bir şey çıkması bizim için çok şaşırtıcıydı. Biz aslında hiç farkına varamadık senin böyle başka bir gözle baktığını…

Biz bakıyoruz, sen ise görüyorsun. Hakikaten çok şaşırtıcıydı senin çizime, hayata bu açıdan baktığını görmek. Ben 2 yıl sonra Çamlıhemşin ve çevresini anlattığın çok güzel bir kart ile farkına vardım. Bu, çocukluktan beri olan bir şey anladığım kadarıyla… Değil mi?

 

Aslında çocukluğumdan beri çizebiliyorum. Galiba insanların hayatında şöyle bir şey oluyor; aradan zaman geçtikten sonra bir şeyler gecikiyor ve bir yol bulup çıkmak istiyorlar. Bu da onun gibi aslında. Çizebiliyorum, tarihi seviyorum, coğrafyayı seviyorum, bitkileri seviyorum, çiçekleri seviyorum, hayatı seviyorum. Bundan çok keyif alıyorum ve bunları da paylaşmayı çok seviyorum.

Bunların hepsini bir araya getirebileceğim, tek sayfada özetleyebileceğim bir şeyin bu olabileceğini düşündüm. Böyle seriler halinde çalışırken de Kaçkar Ultra için, Çinçiva için oturup bunu çizince birdenbire her şey cuk oturdu yerine yani. Anlatabilmiş oldum hepsini.

 

Her şeyi öyle güzel bir kalıpta eritmiştin ki. Bize çok geliyorlar işte Lazika’ya tiryaki dostları. “Nereyi görmeliyiz?” diye soruyorlar. Bakınca hepsini çok güzel görebiliyoruz.

Ve bence çok kıymetli. Biliyorum böyle çalışmaların var. Ülkemizi, Nağme’nin gözünden görmeyi herkes adına çok isterim.

 

Çok istiyorum ve çok heyecan duyuyorum. Böyle projeler var ufak tefek devam ettiğim.  Türkiye’yi, önemli bölgelerini, tanınmamış yerleri anlatmak için içimde acayip bir heyecan var. Deneyeceğim. Elimden geleni yapacağım.

 

 Hisli Harmanı çok güzel anlattın. Biz hisli harmanla yola çıkarken bir fikir ile yola çıktık. Zayıflama çayı, kafa rahatlatma çayı, fonksiyoneldi tüm çaylar. Hayatımız fonksiyoneldi. Biz yine Lazika olarak aykırılık yapalım dedik.

İnsanların hislerini, hissiyatlarını etkileyecek, değiştirebilecek bir çay serisi çıkaralım dedik. Bizim hayalimizi paylaştın. Direkt içeriğini anlatan, içeriğinde bitkileri seçkisinden renklerine kadar anlatan 9 ayrı şaheser çizdin bizim için. Bunlarda bizim ambalajlarımızın ön taraflarında yer alıyor.

Sana ne hissettirdi? Çizerken neler hissettin?

 

O kadar keyifli oldu ki aslında. Senden ilk proje geldiğinde böyle çiçekler olan otlar olan güzellikleri bir araya getiren, bunları da üstüne üstlük bir duygu ile birleştiren bir brief geldi bana. Bunları okuduğumda hepsi öyle güzel bir araya getirilmiş ve duygularla bağdaştırılmıştı ki bunları hayal etmek hiç zor olmadı. Mesela ilk çayımızı düşünüyorum.

Sekine. Bunu okuduğunuz zaman akla ilk gelen insanı sakinleştiren, huzur veren, mutluluk veren bir ortam hayal ettim. Mesela Karadeniz dağları ve içerisindeki dereler, o derelerin içerisindeki küçük havuzcuklar.. Bunlarla bağdaşabileceğini düşündüm ve inan hiç zor olmadı. O kadar güzel bağdaştırılmıştı ki her şey. Mesela cesaret çayı “Gözü Pek”. Tam böyle bir Karadeniz kadını dünyayı dolaşmayı çıkmış belki de, bir şeyler yapmak istiyor. O kadar keyif verdi ki bu bana, bunları okuduğum zaman hayal etmek hiç zor olmadı.

 

Harmanları ilk defa tadıyorsun. Şu anda Maşuka’yı içiyorsun. Maşuka, Aşık Olunan Kadın demek. Sana ne hissettirdi?