Lazika Blog

Lazika'dan Sağlıklı Öneriler
GERİ DÖN Fırtına'da Bir Şeyler Oluyor! Fırtına'da Bir Şeyler Oluyor!

Fırtına'da Bir Şeyler Oluyor!

MERHABA

Kuzeyden sert ve soğuk rüzgar esiyor. Havada lacivert bulutlar. Denizin rengi özlediğimizden çok uzak. Ama keyfimiz yerinde, Lazika iyi…

Şöyle bir soluklandık, yenilendik. Sitemiz, paketlerimiz, yerimiz yenilendi. Çayımız bir tık daha kaliteli. Çeşitler arttı. Sezona hazırlandık ama acayip yorulduk. Hazır olduğumuz için keyfimiz iyi.

Bizden beklediklerinizi hızla gerçekleştiriyor olduğumuz için keyfimiz iyi.

Elimizden tuttuğunuzda bir daha bırakmayacağınızı bildiğimiz içi keyfimiz iyi.

Çayın kokusu tarlalardan yükselmeye başladığı için, tesisimizde her şey yeni çaya hazır olduğu için keyfimiz iyi. Ne iyisi! Gıcır gıcır…

Şöyle şeyler yaptık:

Siyah çay konusundaki sıkıntıları giderdik. Ne sıkıntılar olduğunu ara ara yazmıştık. Örneğin memlekette çaya saygı gösterilmediğini hep belirttik. Çay ki bizi büyüten, okutan, muhtaç etmeyendir. Öyleyse çaya saygı gereklidir. Toplarken, taşırken, işlerken saygılı olmak zorundayız. Kamyonlara tıka basa basılıp taşınması, soldurmadan üretime girmesi, üretilenlerin düşük kalitesi bizi yoruyordu. Üzüyordu. Bir Sri Lankalının bu durumu gördükten sonra oturup ağlaması bize çok şey öğretti. Önce saygı, dedik. Böylece çayın üretiminden paketlenmesine kadar sıkı bir denetim oluşturduk. Bizim çayımız saygı ile bu noktaya geldi. Sevgi… O hep vardı zaten. Bu işi onunla sürdürdük. Şimdi siyah çayımızda kaliteyle, çeşitle, sunumla hazırız. Keyfimiz ne diye gıcır olmasın?

Sonra bize bir yer gerekiyordu. Mekan yani. Şöyle Fırtına deresi kıyısında olsun, çevreyle arası iyi olsun, gelen bir daha gelsin, çayımızı tatsın, bizi görsün, tanısın, ne diyecekse desin diye bir otağ çadırını Fırtına Deresinin 3. Km’sınde kurduk. İçinde dükkan var, çay evi var, üretim tesisi var, var da var. Transit geçmeyin, plaka okuma sistemi var. Tabi ki yok ama öyle sizi transit geçerken görürsek ağlarız.

Sonra paketlerimizi de yeniledik. Bizdeki gibi kimsede yoktur. Bir sanatçı özene bezene hazırladı tasarımları. Üç katlı çay poşeti yaptık. İçi alüminyum kaplı. Tabi üzerinde incecik bir tabaka var. Ne hava alır ne nem ne koku. Bizdeki gibi kimsede yok, buradan söyleyelim.

Web sitemizi de yeniledik sonra. Hiç kolay iş değildir ha! Beş kişi altı aydır çalışıyor. Şaka değil, 1 Nisan’da açılıyor. İçinde yok yok. Girin, gezinin, alışveriş yapın. Biz buradan eksiksiz gönderi yapacağız.

Bizi seviyordunuz, artık biraz daha fazla seveceksiniz. Çünkü bizde her şey iyilikle güzellikle yürür.

Ve bir de yeşil çay. Yani Lazika’nın El Yapımı Yeşil Çay’ı. Geçen sene ezile büzüle “Yok,” dedik taleplere; erkenden bitirdiniz çünkü. Bu sene Lazika’nın bütün çalışanları, arkadaşlarımız, ailelerimiz, hepimiz tarlaya giriyoruz. Tarlası olanlarla anlaştık, onlar da tarlaya giriyor. Tarlaya girmek derken, elle giriyoruz, makasla değil. Elle, tek tek, özene bezene, aşkla ve sevgiyle, saygıyla toplayacağız iki buçuk yaprak çayı. Sonra onu Lazika’nın bildiniz lezzetine dönüştüreceğiz aynı duygularla. Bizim kafamız hinliğe basmaz, aynen böyle olacak.

Ondan sonrasını biliyorsunuz; iyilik, güzellik.

Hazırız. Keyfimiz gıcır. Ama açık olalım, yatırım yüzünden paramız da bitti, haberiniz olsun.

Arada bir bu sayfada görüşeceğiz. Siz Lazika içmeye devam edin, size iyi gelecek.