Lazika Blog

Lazika'dan Sağlıklı Öneriler
GERİ DÖN Bir Derya Babında Çay Bir Derya Babında Çay

Bir Derya Babında Çay

Hayatınızdan çayı çıkarın, geride kalan tuhaf, anlaşılması güç bir yoksunluk, ıssızlık hissi olacaktır. Onu içmeyi seviyoruz çünkü. Sevdiğimiz şeylerin hayatımızdan çıkması gibi derin ve özletici bir his kalbimizden içeri sondaja girişecektir. Bende öyle olur diye düşünüyorum dışarıda kar yağarken içtiğim çay eşliğinde.

İyi içiciyiz hepimiz. Ama içmekle bitmiyor canlarım ciğerlerim. Bir demlik çayı tükettikten sonra başlıyor diğer maceramız: Posa.

Posa değil de, başka bir şey, değerini ortaya koyan bir şey, örneğin altın tozu falan desek eyiydi. Ama adı posa. Hadi biz siyah altın diyelim. İşte bu siyah altını anlatalım biraz; anlatmakla bitirebilirsek.

Akşama kadar çalıştınız, eve gittiniz. Çoluk çocuk evde. Koltuğa oturdunuz, çoraplarınızı çıkardınız; eyvah. Kokuyor. Hem de feci kokuyor. Çocuklar yüzlerini ekşitti, eşiniz saygıdan sesini çıkaramıyor ama katlanıyor. Olmaz. Çare bulmalısınız. Gidip yıkamak bir çözüm ama ertesi gün yine aynı. O zaman şunu yapın; ılık çay dolu bir leğene ayaklarınızı on dakika batırın. Bunu on gün boyunca yapın. Ondan sonra gidin misafirlikte bile çıkarın çoraplarınızı. Koku çıkmasın diye sıcak havalarda terlik falan da istemezsiniz. Yani canlarım ciğerlerim, ebediyen kurtarıyorsunuz ayak kokusundan. Bu birdi.

İki: Boğazınız ağrıyor. Gargara var, yaparsınız ama tadı berbat. Gerek yok böyle şeylere; demlikte kalan çayı süzün, kalanı ile gargara yapın, rahatlayacaksınız. İçtiğiniz güzel çayın üzerine cila yapmış gibi, gidin mışıl mışıl uyuyun.

Üç: Bir kabın içine demlikteki posayı, yani siyah altını koyun kurusun. Sonra onu kötü koku olan yerlere koyun. Örneğin buzdolabına koyun. İçindeki kötü koku yok olacak. Hele dolapta eskimiş minci (çökelek) varsa, kötü kokulu lezzetli peynirler varsa, diğer yiyeceklere bulaşmadan siyah altın kokuyu alıp götürecektir.

Dört: Yağlı ciltli arkadaşlar, banyodan sonra biraz çay ile, yani demlikteki çay ile yüzünüzü ovuşturun. Balsamlara para vermeyin. Misler gibi olursunuz.

Beş: Derinizde yaralar mı var? Tabi derin yaralardan bahsetmiyoruz, küçük kesikler, çizikler gibi. Alın bir pamuk, bandırın demlikteki çaya, yaranın üzerine pansuman yapın. Antibiyotiğe gerek yok.

Altı: Balık temizledikten sonra, soğan doğradıktan sonra, içyağına dokunduktan sonra falan, elinizi demlikteki çayla yıkayın. Sonra kimi seviyorsanız onun yanağından bir makas alın.

Yedi: Çapaklı gözlerinizin üzerine çay tatbik edin. Bir pamukla olabilir. Sadece çapak değil, gözlerinizin parlaklığı için de iyi gelir. Temizlemek için de.

Sekiz: Mat saçlarınızı duştan sonra çayla bi yıkayın hele. Işıl ışıl gezersiniz.

Dokuz: Mesela Karadeniz’e geldiniz, muhlama yediniz, o kadar lezzetli ki, tutamadınız kendinizi dilinizi ısırdınız. Of ki of. O ısırık kaç günde iyileşecek? 7 gün. Ilık çayla ağzınızı üç gün çalkalayın. Geçti gitti işte.

On: Demlikte çayla soğuk ya da buzlu çay yapabilirsiniz. Ayrıntılarını ileride bu blogda göreceksiniz.

Gördüğünüz gibi canlarım ciğerlerim; çay mucizedir. Sonuna kadar faydalanın. İyi olun, iyilikle kalın.

Önder Saraloğlu